Derya Köse Kişisel Blog
Kasım 5th, 2006 at 1:35 am
Posted by deryakose in Sadaka Vermenin Önemi

Sadaka Vermenin Önemi

Hayır ve hasenâtta acele etmek

[Yukarı]

Sual: Hayır hasenat yapmayı çok seviyorum. İyi bir şey midir? Ne zaman ve kime versem daha iyi olur?

CEVAP

Ramazan-ı şerîf ayında sadaka ve bütün nâfile ibâdetlere verilen sevâb, başka aylarda yapılan farzlar gibidir. Bu ayda yapılan bir farz, başka aylarda yapılan yetmiş farz gibi sevâbdır. Bunun için bu ayda hayır hasenâtı, sadakayı çoğaltmak lâzımdır. Unutmamalı ki, verilen sadaka, yapılan her iyilik çeşitli belâları önler. Sadakanın fazîleti çoktur. Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:

(Ölmeden önce tevbe ediniz. Hayırlı işleri yapmaya mâni çıkmadan önce acele ediniz. Zekât ve sadaka vermekte acele ediniz. Böylece Rabbinizin rızıklarına ve yardımına kavuşunuz!) [İbni Mâce]

(Hastalarınızı sadaka ile tedâvi edin. Sadaka, her hastalığı ve belâyı defeder.) [Beyhekî]

(Sadaka vermekte acele edin; çünkü belâ sadakayı geçemez.) [Beyhekî]

(Sadaka, kabir azâbından korur. Kıyâmette de sâhibini himâyesi altına alır.) [Beyhekî]

(İyilik ömrü artırır, sadaka günâhları giderir ve kötü ölümden korur.) [Taberânî]

(Sadaka vermeye devam edenin rızkı artar ve duâsı kabûl olur!) [İbni Mâce]

(En hayırlı insan, gücünün yettiği kadar veren fakir mümindir.) [Deylemî]
            Malı çok olup da zekât, sadaka vermeyen kimse, sıkıntı içinde yaşar. Az da olsa, her gün sadaka vermeye alışmalı! Peygamber efendimiz yemîn ederek, (Sadaka malı eksiltmez, sadaka vermekle mal eksilmez) buyuruyor. (Müslim)

Sadaka verenin malının bereketi artar. Az malı çok iş görür. Hadîs-i şerîfte, (Gizli-açık çok sadaka verin ki, rızkınız bollaşsın, yardıma mazhar olasınız ve duânız kabûl edilsin) buyuruluyor. (İbni Mâce)

Kime vermeli

İlim tahsili yapılan yerlere, gerek zekât, fıtra, adak ve akîka, gerekse sadaka şeklinde yapılan yardım, insanı kazâlardan belâlardan korur. Dünyada, sıhhat ve âfiyet içinde bir ömür sürmeye sebep olur. Ayrıca farz olan cihâd ve ilim yayma sevâbına kavuşulur. Böylece yardım yapan kişi, hem dünyada hem de âhırette çok büyük nimetlere kavuşmuş olur. İlim yaymanın sevâbını Peygamber efendimiz şöyle ifâde buyuruyor: (Bütün ibâdetlere verilen sevâb, Allah yolunda cihâda verilen sevâba göre, deniz yanında bir damla su gibidir. Cihâd sevâbı da, emr-i ma’rûf ve nehy-i anilmünker sevâbı [dînin emir ve yasaklarını yayma] yanında, denize nisbetle bir damla su gibidir.) [Deylemî]

İhlâs Vakfı, Öğrenci Yurtlarında binlerce üniversiteli fakîr öğrenciyi ve bilhassa Türk dünyasından gelen muhtaç öğrencileri barındırmaktadır. Onların her türlü ihtiyâçları, hayırsever müslümanların yardımları ile sağlanmaktadır. Gerçek manâda, dîne hizmet eden İhlâs Vakfına her ne şekilde olursa olsun yardım eden, hadîs-i şerîflerde bildirilen sevâba kavuşmuş olur. Hayır hasenat yapılan yer, ne kadar çok faydalı hizmet yapıyorsa, yardım yapanın sevâbı o kadar artar. İhlâs Vakfı senelerdir, hayırsever vatandaşlarımızın yaptıkları yardımları, en iyi şekilde değerlendirmektedir.

İhlâs Vakfının hizmetlerinden bazıları:

1- Türk Dünyasından Gelen Öğrencilere Yardım: Anadolu’dan ve Türk dünyasından yüksek tahsîl için gelen onbinlerce genç yavrumuzun, en güzel şekilde yetiştirilmesi için, yurt, iskân ve iâşeleri temîn edilmekte ve her gün üç öğün yemek verilmektedir.

2- Yurt Hizmetleri: Türkiye’nin her yerine yurt açma çalışmaları devam etmektedir. Şimdilik açılan yurt sayısı 45′tir.

3- Burs: Türk dünyasından gelen 500 öğrenciye her ay, karşılıksız burs verilmektedir. Sayıları 15 bin civârında olan bu fakîr ve muhtâç öğrencilerin tamamına, her ay 1 milyon lira burs verilebilmesi için, ayda 15 milyar liraya ihtiyâç olmaktadır. Bu sebeple İhlâs Vakfı tarafından Vakıflar Bankası Nuruosmaniye Şubesinde 20007042 nolu Türk Dünyası Öğrencilerine Yardım Hesâbı açılmıştır. Hayırseverlerin bu konuda yardımcı olması beklenmektedir.

4- Muhtâçlara Gıdâ Yardımı: Her ay, bir âilenin temel ihtiyâcı olan gıdâ paketleri, yüzlerce muhtâç âileye dağıtılmaktadır.

5- Kitap Hizmetleri: Muteber eserlerden alınarak hazırlanan Türkçe kitaplar; İngilizce, Fransızca, Almanca, Arnavutça, Rusça, Arapça, Farsça ve Urdu dillerine de tercüme edilerek, dünyanın her tarafındaki üniversitelere, kültür teşekküllerine, kütüphanelere, araştırmacılara ve İslâmiyeti öğrenmek isteyen herkese, ücretsiz olarak gönderilmektedir. Bu eserleri okuyan yüzlerce kişinin İslâmiyetle şereflendiği sevinçle müşâhede edilmektedir.

Gençliğe sahip çıkmalıdır

Bu gençliğe sahip çıkılmazsa, vatan ve millet düşmanlarına gün doğar. Çeşitli vâdlerle bu gençleri kötü emellerine alet ederler. Bunun için vatanını, milletini seven herkes, bu pırlanta gençlere, imkanı nispetinde sahip çıkmalıdır. Vatanımızın, milletimizin istikbali, geleceği için bu şarttır.
          Mübarek Ramazan-ı şerif dolayısıyla, hayırsever vatandaşların istek ve katkılarıyla bu yurtlarda iftar yemekleri verilmekte, iftar sahibi, kendisi ve misafirleri ile istedikleri günde, öğrencilerle beraber iftar edebilmektedir. Hadis-i şerifte buyuruluyor ki:
          (Bir kimse, bu ayda, bir oruçluya iftar verirse, günahları affolur. Hak teâlâ, onu cehennem azabından azat eder. O oruçlunun sevabı kadar, ona sevap verilir.) [Beyhekî]
          Sevapların kat kat verildiği bu mübarek ayda, arzu edenlerin zekât ve sadaka-i fıtraları da, fakir öğrencilere verilmek üzere vekaleten kabul edilmektedir. Bu hayırlı hizmete değerli okuyucularımızın da katkıda bulunmasını önemle tavsiye ediyoruz.
            Not: Vekâlet yoluyla zekât, fıtra verecek veya herhangi bir yardımda bulunacak kimse, İhlâs Vakfı genel merkezi vâsıtası ile irtibat kurabilir. İhlâs Vakfı genel merkezinin telefonu (0 212) 513 99 00 (20 hat) – 511 66 73, faksı ise (0 212) 513 68 57′dir.

Sadaka verecek bir şey bulamayan

[Yukarı]

Sual: Her gün sadaka vermek mi iyi, yoksa sevabı çok diye Ramazana bekletmek mi iyidir?

CEVAP

Bekleyip de bir ay sonra çok para vermek yerine, her gün az da olsa sadaka vermek daha iyidir. Fakat Ramazan-ı şerifte çok sadaka vermelidir. İmam-ı Rabbânî hazretleri, (Mübarek Ramazan ayı, çok şereflidir. Bu ayda nafile ibadetlere verilen sevap, başka aylarda yapılan farzlar gibidir. Bu ayda yapılan bir farz, başka aylarda yapılan yetmiş farz gibidir) buyuruyor. (Müjdeci Mektuplar 45)
         Sadakayı dilencilere değil, muhtaçlara vermelidir! Dilenci muhtaçsa ona da verilir.

Sadaka verecek bir şey bulamayan, insanlara iyilik etmelidir! Hadis-i şerifte, (Her iyilik sadakadır) buyuruluyor. (Tirmizî)

Farzın önemi büyüktür

[Yukarı]

Sual: Zekât borcu varken sadaka vermek, Ramazandan oruç borcu varken nafile oruç tutmak ve diğer farz borcu varken nafilesini yapmak caiz midir?

CEVAP

Caiz değildir. Çünkü farzın önemi büyüktür. Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:
            (En faziletli cihad farzları ifa etmektir.) [İ.Ahmed]
                   (Herkes nafile ile meşgul iken, siz farzları yapmaya çalışın!) [Miftah-ün-necat]
            (Farzı yapmakla Allaha yaklaşıldığı gibi, hiçbir şeyle yaklaşılamaz.) [Beyhekî]
            Hz.Ebu Bekir, Hz.Ömer’e yaptığı vasıyette buyurdu ki: (Allahın gece yapman gereken hakkını gündüz yapsan ve gündüz yapman gerekeni de gece yapsan kabul etmez. Üzerine farz olan ibadetleri ödemeden nafile ibadetini kabul etmez.) [Kitab-ül Harac]
            İmam-ı Rabbanî hazretleri buyurdu ki: (Nafilelerin farzlar yanındaki değeri, okyanus yanında bir damla gibi bile değildir.) [m. 260]
            (Nafile ibadet, bir farzı terk etmeye sebep olursa, ibadet olmaz, zararlı olur.) [m. 123]
            Şu hâlde, bir insanın bir milyon lira zekât borcu olsa, bu farz borcunu ödemeden, bir milyon cami yaptırsa, milyonlarca insana, milyarlarca sadaka verse kabul olmaz.

Kâfire sadaka

[Yukarı]

Sual: Harbi veya zimmi olan gayrı müslime kurban eti ve sadaka verilir mi?

CEVAP

Zimmi, İslâm idaresi altında yaşayan gayrı müslim vatandaş demektir. Harbi, zimmi olmıyan gayrı müslim demektir.

Dört mezhebde de, gayrı müslime zekât verilmez. Yine dört mezhebde de herhangi bir fayda umularak gayrı müslime sadaka verilebilir. Hanefide harbi olan gayrı müslime de kurban eti verilebilir. Fakat Şafiî mezhebinde kurban eti verilmez. Aslında her türlü sadakayı salihlere, iyilere vermek elbette faziletlidir. Herhangi bir sebeple, mesela, İslâmiyeti sevdirmek için fâsıklara, kâfirlere de vermek caizdir. (M.Erbea)

Müminler bir vücut gibidir

[Yukarı]

Sual: Bosnaya yardım için para toplanıyor. Yardımların yerine ulaşıp ulaşmayacağını bilmiyoruz. Yardımlar yerine ulaşmazsa, yardım edenler mesul olur mu?

CEVAP

Yardımı toplayan, müslüman ise, yardım etmek gerekir. Yardımın ulaştırılmasında bir kusur veya hıyanet olursa, günah, onların olur. Onun için, dünyanın neresinde olursa olsun, müslümanlara yardım etmelidir! Amerikadaki, Afrikadaki müslümanlara da yardım etmelidir! Bütün müslümanlar bir ailenin ferdleri, hatta bir vücud gibidir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:

(Birbirine karşı muhabbet ve merhamette, müminler, bir vücud gibidir. Vücudun bir yeri rahatsız olunca, bütün vücud, rahatsız, uykusuz kalıp, onun tedavisi ile meşgul olduğu gibi, müslümanlar da birbirlerine yardıma koşmalıdır!) [Buharî]

Dertler Müşterektir

Bu bakımdan, dünyanın öteki ucundaki bir müslümanın derdi, bizim derdimiz demektir. Ona yardım etmek gerekir! Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

(Müslümanların dertleri ile ilgilenmiyen, onlardan değildir.) [Hakim]

Yiyecek, giyecek ve başka ihtiyaçları için müslümanlara yardım, hem vazifedir, hem de çok sevabdır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

(Bir müslümanın sıkıntı ve kederini gidereni veya bir mazluma yardım edeni, Allah affeder.) [Buharî]

(Bir din kardeşinin ihtiyacını gideren, sanki ömür boyu Allaha hizmet etmiş gibi sevab kazanır.) [Buharî]

(Kim bir mümini, bir münafıkın eziyetinden korursa, Allahü teâlâda onu, Cehennem ateşinden korur.) [Ebu Dâvud]

(Allah indinde, en kıymetli amel, mümini sevindirmek, sıkıntısını gidermek, borcunu ödemek veya karnını doyurmaktır.) [Taberânî]

(Din kardeşini müdafaa eden müslümanı Allahü teâlâ, Cehennem ateşinden korur.) [Taberânî]

(Din kardeşinin aleyhinde konuşulurken, ona  müdafaaya gücü yeterken, bunu yapmıyanı, Allahü teâlâ dünya ve ahırette zelil eder.) [İbni Ebiddünya]

(Allahü teâlâ, bazı kimseleri, insanların ihtiyaçlarını gidermek için yaratmıştır. İnsanlar, ihtiyaçları için onlara başvururlar. İşte bunlar, kabir azabından emindirler.) [Taberânî]

(Allah katında amellerin en sevimlisi, bir müslümanı sevindirmek yahut bir sıkıntısını gidermek veya sabrını taşıran bir kederini ortadan kaldırmak yahut borcunu ödemektir.) [Ebu Şeyh]

(Her iyilik sadakadır.) [Tirmizî]

(İnsanların iyisi, insanlara iyilik edendir.) [İ. Ahmed]

(Arkadaşın iyisi, arkadaşına, komşunun iyisi ise komşusuna iyilik edendir.) [Tirmizî]

(Sizin en iyiniz, kendisinden hep iyilik beklenen ve kötülük etmiyeceğinden emin olunandır.) [Tirmizî]

(Hayra vesile olan, hayır işlemiş gibidir. Allahü teâlâ, sıkıntıya düşene, çaresize yardım edeni sever.) [İbni Neccar]

(Layık olana da, olmayana da iyilik et. Eğer layık olana iyilik edersen ne iyi. Eğer o kimse iyiliğe layık değilse, sen, iyilik ehlinden olursun.) [İbni Neccar]

Sevdiğini Vermek

Kur’an-ı kerimde buyuruluyor ki:

(Sevdiğiniz şeylerden infak etmedikçe, iyilik ve hayra nail olamazsınız. Ne infak ederseniz, Allahü teâlâ, onu hakkıyla bilir ve mükâfatını verir.) [A.İmran 92]

İnfaktan maksat zekât diyenler oldu. (Sevdiğiniz maldan zekât vermedikçe saadete eremez, Cennete giremezsiniz. Cimrilikten ve mal sevgisinden temizlenmiş olmazsınız) dediler. İnfak edilen her şeyi Allahü teâlâ bilir, dünyada hakkını verir, ahirette de sevabını ve derecesini artırır. Ömer bin Abdülaziz hazretleri, yüklerle şeker alıp sadaka olarak dağıtırdı. Dediler ki:

- Niçin parasını değil de, şeker alıp sadaka ediyorsun?

Buyurdu ki:

- Bu şeker, bana paradan daha kıymetlidir, şekeri çok severim.

Ayet-i kerime nazil olunca, Hz. Ömer, en iyi cariyesini azad etmişti. Oğlu Hz. Abdullah da en iyi cariyesini azad etmişti. Kendisine dediler ki:

- Kıymetli cariyeyi niçin bıraktın?

Buyurdu ki:

- Bu ayeti işitince bıraktım. Kişi sevdiğini vermeyince sevdiğini elde edemez.

Harun Reşidin zevcesi Zübeyde, otuzbin altın harcetmiş, bir mushaf yazdırmıştı. Tamamlanıp da kendisine getirdikleri vakit bu ayet-i kerimeyi okuyunca, hemen mushafı kapayıp: “Alın bunu, hediye edin. Şu anda bu mushaftan daha çok sevdiğim bir şey yoktur.” dedi.

Ayet-i kerime nazil olunca, Hz. Ebu Talha, en sevdiği malı olan bir bahçeyi Allah yolunda tasadduk etti. Zeyd bin Harise hazretleri de, Seyl adındaki atını tasadduk etti.

Hasan-ı Basri hazretleri buyurdu ki:

(Bir kimse sevdiği bir tek hurmayı bile Allah rızası için tasadduk ederse, bu ayetteki iyilik ve hayra mazhar olmuş olur.) buyurdu. (Tibyan)

Sadakanın on faydası

[Yukarı]

Sual: Sadakanın faydaları nelerdir?

CEVAP

Sadaka sadece para vermek değildir. Parası olmayan da sadaka verebilir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

(Her iyilik sadakadır.) [Tirmizî]

(Herkesin eklem yeri kadar sadaka vermesi gerekir. “Sübhanallah”, “Elhamdülillah”, “La ilahe illallah” veya “Allahü ekber” demek birer sadakadır. İyiliği tavsiye etmek, kötülüğe mani olmaya çalışmak birer sadakadır. İki rekat kuşluk namazı kılmak ise bütün bunları karşılar.) [Müslim]

(Mallarınızla herkesi memnun edemezsiniz. Güler yüz ve tatlı dil ile, güzel ahlâkla memnun etmeye çalışınız!) [Hakim]

Sadakanın dünyadaki beş faydası:

1- Malı temizler. Hadis-i şerifte buyuruldu ki: (Malınızdaki günah kirlerini sadaka ile temizleyin!) [T.Gafilin]

2- Günahları temizler. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: (Suyun ateşi söndürdüğü gibi, sadaka da günahları yok eder.) [Tirmizî]

(Sadaka, kibri ve övünmeyi yok eder.) [Tirmizî]

3- Hastalıktan ve belâdan korur. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

(Hastalarınızı sadaka ile tedavi edin! Sadaka her hastalığı ve belâyı önler.) [Beyhekî]

(Sadaka vermekte acele edin; çünkü belâ sadakayı geçemez.) [Beyhekî]

(Sadaka yetmiş kötülük kapısını kapatır.) [Taberânî]

(Sadaka Allahın gazabını söndürür ve kötü ölümden korur.) [Tirmizî]

4- Muhtaçları sevindirir. Muhtaçları sevindirmek çok sevabdır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki: (En faziletli amel, muhtaçlara yiyecek-giyecek vermek ve müminleri sevindirmektir) [Taberânî]

5- Rızkı artırır, malı bereketlendirir. Şeytan, malı ya israf ettirir veya cimrilik ettirir, hayra harcamaktan alıkor “Yoksul olursun, elin daralır” diye korkutur. Allah yolunda harcamaktan korkmamalıdır!

Kur’an-ı kerimde buyuruluyor ki:

(Şeytan, malınızı hayra sarfettirmemek için sizi yoksullukla korkutup cimri olmanızı emreder. Allah ise, [sadaka ve zekât verirseniz] mağfiret, lutuf, bolluk vâdeder.) [Bekara 268]

(Gece-gündüz, gizli-açık, Allah yolunda mallarını infak edenlerin Rableri katında mükâfatları vardır. Bunlar için korku ve üzüntü yoktur.) [Bekara 247]

(Allah için ne verirseniz, Allah onun yerine [daha iyisini, daha fazlasını] verir.) [Sebe 39]

(Mallarını Allah yolunda harcayanların hali, yedi başak bitiren ve her başağında yüz dane bulunan bir tohuma benzer. Allah dilediğine daha fazla da verir.) [Bekara 261]

Allahü teâlânın rahmeti, ihsanı boldur. Zerre kadar bir iyiliğe dağlar kadar sevab verir. Mülk Onundur. Dilediğine dilediği kadar ihsan eder. Sadaka vermekle mal eksilmediği gibi bereketi de artar. Bereket, az bir şeyin çok şeye yetmesi demektir.

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

(Sadaka vermeye devam edenin rızkı artar ve duâsı kabul olur!) [İbni Mace]

(Sadaka vermekle mal eksilmez) [Tirmizî]

(Peygamber efendimiz, Mirac gecesi, ekin ekip bir günde biçen bir topluluğu gördü. Biçtiği mahsul yeniden eski haline dönüyordu. Bunların kim olduğunu sorunca, Cebrail, (Bunlar, Allah yolunda cihad edenlerdir ki, bir iyiliklerine 700 misli sevab verilir. Harcadıklarının yerine yenisi verilir) dedi. (Bezzar)

Sadakanın Ahiretteki beş faydası:

1- Kıyametin dehşetinden korur. Hadis-i şerifte buyuruldu ki: (Sadaka, kabir azabından korur, Kıyamette sahibini himayesine alır.) [Beyhekî]

2- Cehennemden kurtarır, Cennete kor ve derecesini yükseltir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

(Allah rızası için verilen sadaka, Cehennem ateşinden korur.) [Taberânî]

(Yarım hurma da olsa, sadaka vererek Cehennemden korunun!) [T.Gafilin]

3- Sevabı artırır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki: (Malını Allah yolunda harcayanın sevabı 700 misline kadar artar.) [Beyhekî]

4- Sırattan kolay geçirir.

5- Malın hesabını vermeyi kolaylaştırır.

Muhammed Masum hazretleri buyuruyor ki:

Sadaka [ve Kur'an-ı kerim okumanın] sevabını önce Peygamberimizin mübarek ruhuna hediye etmeli, sonra ölülerin ruhlarına göndermelidir. Böylece kabul olma ümidi fazla olur. Sevabını bütün müminlerin ruhlarına da hediye etmek iyi olur. Her birine sevabın hepsi ulaşır. (C.2, m.36)

Sadaka istemek

[Yukarı]

Sual: Bazılarının zengin olduğu, dilenciliği meslek haline getirdiği söyleniyor. Böylelerine para vermek haram mıdır? Sadaka istemek ne zaman caiz olur?

CEVAP

Bir günlük yiyeceği bulunan kimsenin dilenmesi haramdır.

Hiç yiyeceği bulunmayıp, sağlam, çalışacak, ticaret edecek hâlde olan kimsenin de, yiyecek, içecek veya bunları almak için para istemesi, dilenmesi haramdır. Bunun varlığını bilerek, istediğini vermek de haramdır. Ancak istemeden verilen malı alması caizdir.

Aç veya hasta olanın yiyecek istemesi gerekir. Bir günlük yiyeceği olup da çalışabilecek hâldeki kimse, ilim öğrenmekle veya öğretmekle meşgul ise, yiyecek istemesi caiz olur.

Parasını harama sarfedene ve israf edene sadaka verilmez. Camide cemaat arasında dolaşarak dilenmek haramdır. (R. Muhtar)

Görüldüğü gibi, İslâmiyette, eli ayağı tutup da çalışabilenlerin dilenmesi haramdır.

Sadaka Sevabı

[Yukarı]

Sual: Sadaka verirken sevabını Peygamber efendimize göndermeye de niyet etmek caiz mi?

CEVAP

Sadaka verenin, sadaka sevabını Resulullah efendimize ve bütün müminlere göndermeye niyet etmesi iyi olur. Çünkü, kendi sevabından bir eksilme olmadığı gibi, hepsine de ayrı ayrı, hep o kadar sevab verilir. (R. Muhtar)

Sual: Fakir kardeşime verdiğim hediyelerden sadaka sevabı olur mu?

CEVAP

Evet. Akrabaya yapılan iyilik daha sevabdır. Bir kadın, Resulullaha, (Fakir kocama hediye versem, sadaka yerine geçer mi?) diye sual ettirdiğinde Peygamber efendimiz buyurdu ki: (İki sevab vardır. Biri sadaka, diğeri de sıla-i rahim sevabı) [Buharî]

Bu hususdaki hadis-i şeriflerden biri de şöyledir:

(Yakın akraba ve komşuya verilen sadakanın sevabı iki misli fazladır.) [Taberânî

Sual: Tahsil hayatına devam eden kardeşe yapılan maddi yardım dinimizde sadaka hükmünde olur mu?

CEVAP

Hem de iki misli ile sevap olur. bir sadaka sevabı olur, bir de yakınlarını gözetme sevabı olur.

Sual: Benim 15 milyon telefoncuya, 50 milyon okula borcum var. Ben şimdi mesela 250 bin falan fakire sadaka versem veya böyle Allah rızası için sadaka versem veya hediye birşeyler alsam birilerine,  borcum olduğu için, böyle cüzi miktar verilen bu sadakam kabul olur mu?

CEVAP

Evet, kabul olur.

Sual: Hediye mi, sadaka mı daha sevaptır?

CEVAP

Önce aileye nafaka, sonra sadaka, sonra hediye.

Sual: 1- Dilencinin önünde 500 bin lira varsa sadaka vermek haram oluyor demiştiniz türk parası sürekli değer kaybediyor bunu bir ekmek parası diye akılda tutsak olur mu?

CEVAP

Bir fıtra miktarı diye akılda tutmalıdır.

2- Sadaka niyetiyle yapılan para yardımları vekaleten de olur mu?

CEVAP

Olur.

3- Camiye yapılan yardımlarda sadaka olur mu? Kazadan beladan korur mu?

CEVAP

Evet.

4- Borcu olan bir kimsenin sadaka vermesi caiz olur mu?

CEVAP

Ödünç alınan ve acil verilmesi gereken borçlar ise sadaka vermek caiz olmaz.
Fakat taksitli borçlar ise mahzuru olmaz.

Haram malı sadaka vermek

[Yukarı]

Sual: Haramdan sadaka verilir mi?

CEVAP

Haramdan sadaka verilse, alan fakir de haramdan olduğunu bilerek, verene, Allah razı olsun dese veya Allah kabul etsin dese ve veren de, amin dese, ikisi de küfre girer.

Bir kimsenin elindeki malın haram mal olduğu bilinmedikçe, çalınmış veya kumardan almış olsa bile, elindeki bu malın onun helal mülkü olduğu kabul edilir. Bunu verince, mülk-i habis ise de, almak caiz olur. Verilenin haram mal olduğu kesin bilinirse, bunu almak caiz olmaz.

Haram malı, hediye vermek caiz olmaz. Haram olduğunu bilenin de, bunu alması caiz olmaz. Eline, haram mal, mesela para geçen, bunu sahibine vermeli, sahibi bilinmiyorsa, fakire sadaka vermelidir. Başka yere vermesi günah olur. Bu malı almak, fakirlerden başka kimseye caiz olmaz. Yalnız varisin, haram mal olduğunu bildiği halde, mirası alması caiz olur. Sadaka olarak verdiği fakir, haram malı kendisine hediye ederse, bunu kendisi de kullanabilir.

Malının çoğunun helal olduğu sanılanın verdiği hediyeyi almak caiz olur. Malı haram ise caiz olmaz.

Bulanık suyun temiz olduğu kabul edilir. Çünkü, suyun aslı temizdir. Necis olması ise, şüphelidir. Kazancının çoğu haramdan olan kimsenin verdiği malın haramdan olduğu kesin olarak bilinmedikçe, bu malını almak haram olmaz, mekruh olur. Malının çoğu helal olanın hediyesi alınır. Çoğu haram ise, helal diyerek verdiği alınır. Verirken söylemedi ise, araştırıp zannına göre amel eder.

Sual: Benden düştüğü şüpheli bir para var. Haram olan bir şeyi sadaka olarak vermek haram olduğunu biliyorum. Bu parayı ne yapmam lazım?

CEVAP

Fakirsen kendin kullanabilirsin, zenginsen bir fakire ver. Bulunan para sizin olmasa da haram para değildir. Bir fakire vermekte mahzur yoktur.