Derya Köse Kişisel Blog
Ekim 20th, 2007 at 11:14 am
Posted by admin in Ermeni İsyan ve Katliamları
img151/7239/ehitler0st7zy4qrke4mm5.gif
BU UNUTULUR MU ? (Ama maalesef unuttuk…)

Birinci Dünya Savaşı’nda İngilizlere, 150 bin askerimiz esir düştü. Bu askerlerden bir kısmı da Mısır’ın İskenderiye şehri yakınlarında bulunan Seydibeşir Usare Kampı’na hapsedildi.

Kampın tam adı, ‘Seydibesir Kuveysna Osmanli Useray-i Harbiye Kampı’ idi. Bu kampta, 1918′de Filistin cephesinde esir düşen 16. Tumen’in 48. Alayı’na bağlı Osmanlı askerleri tutuluyordu.

12Haziran 1920′ye kadar iki yıl boyunca her türlü işkence, eziyet, ağır hakaret ve aşağılamaya maruz kaldılar.

Bu insanlık dışı muamelenin nedeni ise Ermeniler idi…

Kamptaki, Türkçe bilen Ermeni tercümanların yalan yanlış çevirileri ve kışkırtmaları nedeniyle, kampların İngiliz komutanları, azılı Türk düşmanı kesilmişlerdi. Savaş bitmişti. Ancak, kamptaki ağır koşullar nedeniyle ölenler dışındaki askerleri teslim etmek, İngilizler’in işine gelmiyordu. Çünkü, olası yeni bir savaşta, bu askerlerin yeniden karşılarına çıkabilecekleri, Ermeniler tarafından, İngilizlerin beyinlerine işlenmişti.

Çözüm toplu katliamdı… Askerlerimiz, mikrop kırma bahanesiyle, süngü zoruyla dezenfekte havuzlarına sokuldu. Ancak suya normalin çok üzerinde krizol maddesi katılmıştı. Mehmetçik, daha ayağını soktuğunda, aşırı krizol maddesi nedeniyle haşlanıyordu. Ancak İngiliz askerleri dipçik darbeleri ile askerlerimizin havuzdan çıkmalarına izin vermiyorlardı. Mehmetçikler, bele kadar gelen suya başlarını sokmak istemedi. Ancak bu kez İngilizler havaya ateş etmeye başladı. Askerlerimiz, ölmemek için çömelerek başlarını suya soktular. Ancak başını sudan kaldıran artık göremiyordu. Çünkü gözleri yanmıştı

Dışarı çıkanların halini gören sıradaki askerlerimizin direnişleri de fayda etmedi ve 15 bin askerimiz kör oldu. Bu vahşet, 25 Mayis 1921 tarihinde TBMM’de görüşüldü. Milletvekilleri Faik ve Şeref beyler bir önerge vererek, Mısır’da esirlerin krizol banyosuna sokularak 15 bin vatan evladının gözlerinin kör edildiğini, bunun faili olan İngiliz tabip, garnizon komutanı ve askerlerinin cezalandırılması icin TBMM’nin teşebbüse geçmesini istediler.

Tabii ki yeni kurulan devletin bin türlü sorunu vardı. Bu hesap sorma işi de unutuldu gitti.

Ama onlar unutmuyorlar…

Kendi ihanetlerini bile soykırım ambalajına sarıp, dünya kamuoyuna sunuyorlar. En üzücü olanı da malum birilerinin, bu karalama kampanyalarına çanak tutması…

ŞEHİTLERİMİZE SAYGINIZ VARSA; 3 dakikanızı almaz bu yazıyı arkadaşlarınıza göndermek.

ERMENİLER SOYKIRIM YAPILDI DİYE DÜNYAYI AYAĞA KALDIRIYOR,  BİZİM TARİHİMİZDEN HABERİMİZ YOK!!!

alıntı.


Ocak 11th, 2007 at 10:52 am
Posted by deryakose in Ermeni İsyan ve Katliamları

Ermeni belgeleriyle soykırım yalanı
Son yıllarda iç ve dış politikada Türkiye üzerinde dehşetli bir baskı unsuru olarak kullanılan Ermeni Soykırım yalanlarını bizzat Ermenilerin kendi belgeleri yalanlıyor.

Dr. Alev Coşkun’un yazısı

Son yıllarda, sözde Ermeni soykırımı konusu, yoğun bir biçimde Türkiye’nin üzerine gelmekte, iç ve dış politikada ülkenin üzerinde dehşetli bir baskı unsuru olarak kullanılmaktadır.

Birçok Avrupa ülkesinin parlamentosunda Ermeni soykırımı kanunu kabul edilmiş ve Türkiye suçlanmıştır. Kimi ülkelerde (Fransa ve İsviçre) Ermeni soykırımı olmadığını ileri sürmek imkânsızdır; çünkü suç olmuştur. Avrupa Parlamentosu (AP) daha 1987′lerde Türkiye’yi soykırım suçlusu olarak ilan etti. Geçen haftalarda yine öyle bir karar alındı. ABD’nin çeşitli eyalet meclisleri bu yönde kararlar aldı. Alman Federal Meclisi’nde, ABD Federal Meclisi’nde sözde soykırım tasarıları sıra beklemektedir.

Amaç, Türk toplumunu ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni mahkûm etmektir. Perşembenin gelişi çarşambadan bellidir ve Batı dünyasının ne yapmak istediği apaçık ortadadır.

Türk devletinin resmi tezi ise bu iş parlamentolarda çözülmez, bu iş tarihçilerin işidir, söylemiyle özetlenebilir.

Ama birkaç namuslu Batılı tarihçiyi bir yana bırakırsak Batı’daki yazarlardan taraflı yayınlar sürmektedir. Bizim içimizden de Berktay ‘lar, Akçam ‘lar, Pamuk ‘lar, gerçekleri inkârda Batılılardan hiç de geri kalmıyorlar. Kuşkusuz bu dünya ölçeğindeki politikada, özellikle ABD ve Fransa’da etkin konuma gelmiş olan Ermeni diasporasının rolü inkâr edilemez. Ancak parlamentolardan yasalar geçtiğine göre bu konu diasporayı aşmış, ilgili devletlerin devlet politikası haline dönüşmüştür.

Türkiye’ye gelince, devlet, istenen düzeyde bu konuyla ilgili girişimlerde bulunmuyor.

Ancak son iki yıldır bu konuda özellikle kimi önemli girişimler başladı. Almanya’daki Türk kuruluşları Haziran 2005′te büyük bir yürüyüş yapmak istedi. Lozan’da 2005′te gerçekleştirilen hareket ve Ermeni soykırımı ile ilgili resmi kuruluşlar dışında yapılan toplantılar kanımızca çok önemlidir.

Ancak belgelerin yayımlanması ve bunların tüm dünyaya dağıtılması, günümüzün en önemli görevidir. Bu bağlamda Kaynak Yayınları son derece önemli bir girişim içinde bulunuyor.

Kaynak Yayınları, Ermeni Belgeleriyle Ermeni Soykırımı Yalanı ismini verdiği bir dizi kitap yayımladı.

Belgelere dayalı son derece önemli bu kitapları, toplu halde Cumhuriyet okurlarına sunmakta sayılamaycak derecede büyük yarar gördüğümüz için kitapları özetliyoruz.

Birinci kitap, Ovanes Kaçaznuni ‘nin ( Hovannes Katchaznouni ) TAŞNAK Partisi’nin Yapacağı Bir Şey Yok adlı kitabıdır.

Ermeni Taşnak hükümetinin ilk başbakanı, sözde Ermeni soykırımı iddialarını tümden ortadan kaldıracak çok önemli noktalar ileriye sürmektedir.

Şöyle ki:

* I. Dünya Savaşı öncesinde, Ermeniler tarafından gönüllü silahlı birlikler oluşturuldu, bu hataydı.

* Bu birlikler ve o günkü politikamız kayıtsız şartsız Rusya’ya bağlanmıştı.

Ve Türklerden yana olan güç dengesi hesaba katılmamıştı.

* 1918 yılı sonlarında İngiliz işgali, Taşnakların umutlarını yeniden kabartmıştı ve Ermenistan’da Taşnak diktatörlüğü kurmuşlardı.

* Ermeniler ”Denizden Denize Ermenistan Projesi” gibi emperyalist bir talebe kapılmışlar, bu yönde kışkırtılmışlardı.

* Ermeniler, Müslüman nüfusu katletmişlerdi, bu nedenle Türklerin aldığı tehcir kararı doğrudur ve uygundur.

Evet bütün bu saptamalar, Ermenistan’ın ilk başbakanı, Taşnaksutyun Partisi’nin kurucusu Kaçaznuni’ye aittir.

Kaçaznuni, 1914′ten 1923′e uzanan süreçte, Türk-Ermeni ilişkilerinin özünü savaş hali olarak değerlendirmektedir. Kaçaznuni’nin yaptığı çok doğru saptamaya göre bu savaş, aslında Türkiye ile emperyalist devletler arasındaki bir savaştı.

Kaçaznuni’nin kitabının en önemli noktası, Taşnak Partisi ile onun peşine takılan Ermenileri savaşın bir tarafı, o günkü Türk devletini ise diğer tarafı olarak değerlendirmesidir. Bu değerlendirme ortada savaş olduğunu ve soykırım kavramının bu olayda söz konusu olamayacağını belirtir.

Kaçaznuni’nin bu değerlendirmesi kimilerini şaşırtsa da, 1915-1918 yenilgileri sonrasında Ermeni devlet adamları ve tarihçileri buna paralel değerlendirmeler yapmaktadır.

Kaçaznuni, Ermenilerin önce Çarlık Rusyası’nın emelleri doğrultusunda hareket ettiğini, Çarlık Rusyası’nın yıkılışından sonra da bu sefer Batılı devletlerin güdümüne girdiğini, İngiltere, Fransa, ABD gibi devletlerin bölgedeki çıkarları için Türklere karşı savaştıklarını açıkça belirtmektedir.

Örneğin Kaçaznuni’nin aşağıdaki değerlendirmesi ilginçtir:

”Müslüman bölgelerde idari yöntemlerle düzen sağlayamadık, silah kullanmak, ordu sevk etmek, yıkmak ve katliam yapmak zorunda kaldık, hatta bu konularda başarısız olduk.” (S. 56)

Son yıllarda, Türkiye’nin üzerine bir kara bulut gibi çökertilmek istenen sözde Ermeni soykırımı olayını temellerinden sarsacak belge işte bu Kaçaznuni raporudur.

Çünkü bu raporu Ermenistan’ın ilk başbakanı yazmıştır. Olayları en etkin ve yetkili kişi olarak izlemiştir. Savaştan sonra olaylar bitip durulduktan ve süre geçtikten sonra savaşın soğukkanlı bir değerlendirmesini yapmıştır. Kuşkusuz en ilginç nokta, kitabın yazarının savaşan taraflardan olan ve soykırıma uğradıkları iddia edilen Ermenilerin başbakanı olmasıdır. Kaçaznuni bu olayları açıkça bir savaş olarak değerlendirmekte, daha önemlisi, emperyalist güçlere alet olunduğunu açık yüreklilikle ortaya koymaktadır.

Şimdi, bu kitabın Batı’daki bütün kütüphanelerden neden ortadan kaldırıldığını daha iyi anlıyoruz.

Kanımızca kitap, sözde soykırım iddialarını çürütecek en önemli belgedir. Bu nedenle Kaynak Kitaplar yönetimi, kitabın Türkçeye çevrilmesiyle yetinmemiş, onu İngilizce, Almanca ve Fransızcaya çevirerek bütün ilgililere göndermiştir.

Kitabın Ermenice, Çince, Arapça, İspanyolca dillerine de çevrilerek sürdürüleceği anlaşılıyor. Kaynak Yayınları devletin yapması gerekeni yapıyor.

İkinci kitap, Taşnak Partisi’nin Karşı Devrimci Rolü (1914-1923) adını taşıyor ve içinde ünlü Ermeni tarihçi A.A. Lalayan ‘ın iki önemli uzun incelemesi yer alıyor. Lalayan’ın yaptığı bu çalışmanın ilki 1936 ve ikincisi 1938 yılında Rusya’da Devrimci Doğu ve Tarih Notları dergilerinde yayımlanmış, nitelik olarak her iki yazı birbirini tamamlamaktadır.

Ermeni tarihçi A.A. Lalayan, 1914-1923 yılları arasında Türk-Ermeni ilişkilerini Ermenistan devletinin arşivinde bulunan belgelere dayanarak açıklıyor. Lalayan, Taşnaksutyun gerçeğini Taşnak belgeleriyle ortaya koyuyor. Sözde Ermeni meselesinin içyüzünü gözler önüne seriyor.

Bu kitapta 1914-1923 yılları arasında, faaliyetini sürdüren Taşnak Partisi’nin büyük devletlerle ilişkileri, Denizden Denize Ermenistan Projesi adı verilen büyük projenin arkasındaki emperyalist güçler, Taşnakların etnik temizlik politikaları, Taşnak gönüllü hareketinin silahlı eylemleri ve hatta bu eylemlerin Ermeni halkına karşı uygulanması da gözler önüne seriliyor.

İşte, Lalayan’ın, Batı’da Türkiye aleyhine yürütülen sözde Ermeni soykırımı tezini altüst edecek saptamaları:

* Taşnaksutyun Partisi, I. Dünya Savaşı’nın çok öncesinde Ermeni ticaret ve sanayi burjuvazisi için pazar yaratmak amacıyla Türkiye topraklarının bir kısmını işgal etme ve Denizden Denize Büyük Ermenistan Projesi’ni gerçekleştirme hayaline kapıldı;

* Taşnak Partisi, Ermeni kitlelerini milli motiflerle aldatarak Türklere saldırmaya ve imha etmeye doğru yönlendirdi;

* Çarlık Rusya hükümeti Türkiye’nin Doğu Bölgesi’nde bir dayanak yaratarak boğazları ele geçirmek ve Akdeniz’e inmek için Ermenileri kullandı.

* Ermeni gönüllü birlikleri, bu amaçla Çarlık makamları tarafından örgütlendi ve Taşnak gönüllü hareketi, on binlerce Türk köylüsünü katletti ve onların varlıklarını da yağmaladı.

* Taşnaklar bu uygulamalarıyla karşılıklı kırımı ateşlediler ve kendi amaçları uğruna Ermeni halkını da feda ettiler.

* Daha sonra, Bağımsız Ermenistan döneminde Taşnaklar bu kez bu amaçlarla İngiliz, Fransız ve ABD emperyalizmine alet oldular. Bu dönemde Taşnaklar yüz binlerce insanı katlettiler, 30 aylık Taşnak iktidarı sonunda Ermenistan’daki Türk nüfusu % 77, Kürt nüfusu % 98, Yezidiler ise % 40 oranında azaldı.

* Taşnaklar ayrıca, yüzlerce yıldır birlikte yaşadıkları Türklere karşı savaşmak istemeyen Ermenilere inanılmaz işkencelerde bulundular.

Bu önemli kitap, Rusçadan 0 dilimize E. Kur. Alb. Kayhan Yükseler tarafından kazandırılmıştır.

(Cumhuriyet)