Derya Köse Kişisel Blog
Temmuz 21st, 2007 at 5:59 pm
Posted by deryakose in Anne ve Çocuk Sağlığı

Kendinizi çocuğunuzun öğretmeni sanmayın!

Derslerinde zorlanıyor diye ödevlerini yapıyorsanız çocuğunuza kötülük ettiğinizi unutmayın! Her zaman destekle ödev yapan çocuklar, gün gelir, yardım almadan sorumluluklarının altından kalkamayabilir.

Yarıyıl tatilinin başladığı ve ailelerin kafasında birçok soru işaretinin oluştuğu sömestir döneminde ailelerin neler yapması gerektiğine ilişkin olarak Doç. Dr. Kemal Sayar, zeka ve okul başarısıyla ilgili soruları yanıtladı:

* Aileler, okul başarısını değerlendirmek için çocuklarına zeka testi yaptırmalı mı?
Hayır. Zeka testleri her zaman bize doğru bilgi vermeyebilir. Çocukları yarış atına çevirmemek, belirgin öğrenme güçlüğü olmayan çocuklara test uygulamamak gerekir. Zeka testleri; uygulayıcıya ve uygulanan ortama bağlı olarak değişken sonuçlar verebiliyor.

* Bu test sonucunda zeka seviyesi yüksek çıkarsa ne yapılmasını öneriyorsunuz?
Özel bir şey önermem. Çocuğa dahi gibi davranmamalarını, onun bir çocuk olduğunu asla unutmamalarını salık veririm. Bu tür çocukların da eğlenmeye ve oyun oynamaya ihtiyaçları vardır. Hep ders başarısına yönlendirilmemeleri gerekir. Çocuğun sosyal zekası da önemlidir; arkadaşlık kurabilmesi ve empati yapabilmesi gelecekteki toplam başarısında belirleyici olabilir.

* Bu test sonucunda zeka seviyesi düşük çıkarsa ne öneriyorsunuz?
Bu tür çocukların yardımcı öğretmene ve desteklenmeye ihtiyacı vardır. Özel programlara alınmaları ve eğitimde görsel materyalin bolca kullanılması yararlı olabilir. Ayrıca bu çocukların çok rekabetçi ortamlara ve beklentilere yönlendirilmemesi yerinde olur. Aile de çocuğun akademik başarısı konusunda beklentilerini dengeli ayarlamalı ve çocuğa hayal kırıklığı yansıtmamalı.

* Tatil ödevlerini aileler çocuklarıyla birlikte mi yapmalı?
Asla! Çocukların ödevlerini sorumluluk duygusu içinde ve tek başlarına yapması teşvik edilmeli. Hep yardımla ödev yapan çocuklar, gün gelir yardımsız ödev yapamaz olurlar. Çocuğunuz, anlamadığı konularda sizden yardım istediğinde orada olmalı ve sorularına cevap vermelisiniz ancak ödevlerin tümünü birlikte yapmaktan kaçınmalısınız.

* Çocuk, arkadaşlarıyla oynarken şiddet uyguluyorsa ne yapmalı?
Ona şiddet uygulanan insanların canının nasıl acıyabileceği, nasıl üzülebilecekleri örnek olay ve masallarla anlatılmalı. Doğrudan nasihat etmek yerine, bir örnek olay üzerinden gitmek ve onun karar vermesini sağlamak daha yararlı olur. Verilen hayali örnekler çocuğun sevdiği insanlardan seçilerek, şiddetin doğurabileceği üzüntü konusunda daha duyarlı olması sağlanabilir. Çocuğa bu hayali hikayelerden sonra ne hissettiği sorulmalı ve duyguları tartışılmalı.

AİLEDE HUZUR OLMALI
* Çocukların hangi problemleri psikolog yardımı gerektirir?
Ani değişim ve dönüşümler, çocuğun uyum sağladığı ve mutlu olduğu hayatında ani kopuş ve kırılmalar, endişe, ruhsal çöküntü, içe kapanma, aşırı saldırganlık, dikkat eksikliği, öğrenme güçlüğü ve duygusal aşırı iniş çıkışlar gibi bir dizi durum varsa dikkate alınmalı. Ama ailenin de huzur iklimi sağlayabilmesi gerekir. Patoloji ailede ise çocuk sadece bu patolojiyi yansıtan bir küçük ayna olacaktır.

* Altını ıslatan ve uyku sorunu çeken çocuğa ne yapmalı?
Mutlaka bir psikiyatri uzmanından yardım alınmalı. Aile öyküsü etraflıca öğrenilmeli ve çocuğun hayatındaki stres etkenleri sorgulanmalı. Onunla oyun oynayarak ve resim yaparak da bu sağlanabilir.

* Sadece matematik-Türkçe dersi zayıf çocuklarda da sorun olabilir mi; ne yapmalı?
Bazen öğrenme güçlüğü olabilir. Bazı çocuklarda aritmetik dikkat zayıf olabilir. Bu çocukların mutlaka ders bakımından desteklenmesi, okul ortamında hor görülmemesi gerekir.

ESRA TÜZÜN
alıntı.

Temmuz 21st, 2007 at 5:51 pm
Posted by deryakose in Anne ve Çocuk Sağlığı

Manevi değerler miniklere nasıl öğretilir?!

Günümüzde manevi değerler gitgide daha fazla kıymetini yitiriyor. Yardımseverlik, başkalarını önemsemek, nezaket veya sorumluluk ifadeleri anlamsız kelimeler haline geldi. Peki bu durumda çocuklarımıza ‘teşekkür ederim’, ‘birşey değil’ demeyi ya da yalan söylememeyi nasıl öğreteceğiz? Kesin olan, doğru ve yanlışın ne olduğunu bilmeyen çocukların ileride zorluk çekecekleri.

Günümüzde manevi değerler gitgide daha fazla kıymetini yitiriyor. Yardımseverlik, başkalarını önemsemek, nezaket veya sorumluluk ifadeleri anlamsız kelimeler haline geldi. Peki bu durumda çocuklarımıza ‘teşekkür ederim’, ‘birşey değil’ demeyi ya da yalan söylememeyi nasıl öğreteceğiz? Kesin olan, doğru ve yanlışın ne olduğunu bilmeyen çocukların ileride zorluk çekecekleri.

Küçük Serra’nın kahvaltı tabağı bin parçaya bölünmüş halde mutfak zemininde duruyor. Anne – babası ona bunun nasıl olduğunu sorduğunda, onlara ilginç bir hikaye anlatıyor: “Yabancı bir çocuk mutfağa geldi ve tabağımı yere attı!” Ebeveynler endişeli, acaba minik kızları bir yalancı olma yolunda mı?

Çocukların bazen anne – babalarının istedikleri gibi davranmamaları, onların potansiyel birer suçlu olduklarını göstermez. Çünkü her çocuk bir değer sisteminin içinde büyümeli ve yetişkinlerin olaylara yaklaşım biçimlerinden kendi tecrübelerini edinmeli. Genelde yalan söyleyerek karşılarındaki insanın düşünce dünyasına girmeye çalışırlar ve ne yazık ki küçük çocuklar tüm insanların kendileri gibi düşündüklerini sanırlar. Yaklaşık 4 yaşından sonra diğer insanlardan farklı düşünceler geliştirirler. Uzmanlara göre; bilinç bu yaşta oluşmaya başlıyor. Bundan dolayı çocukların ilk yalanlarının bu ‘roller oyunu’nun dönemine denk gelmesi bir tesadüf değil. Bu dönemde sadece başkalarının düşüncelerini benimsemekle kalmayıp aynı zamanda onların kişiliğine de bürünmeye çalışıyorlar. Baba – anne – çocuk dünyasında günlük olarak yaşananları daha sonra oyuncak ayılar, bebekler veya komşunun köpeği ile tekrar canlandırıyor ve bu yaşta uçsuz bucaksız bir hayal dünyasına sahip oluyorlar.

Çocukların ilk yıllarında sürekli onları eleştiren, zorla onları değiştirmeye çalışan ve onlara manevi değerler öğreten ebeveynlere ihtiyaçları yok. Çünkü istenilen sosyal düşünce ve davranış biçimini özümseyebilmek için kendilerini güvende hissetmeleri gerekir. Oldukları gibi sevildiklerini ve anlaşıldıklarını bilmeliler. Sürekli doğru olmayan davranışlarda bulunduğunu hisseden çocuk zamanla içine kapanır ve bir süre sonra artık erişilemez hale gelir. Bu, çocuğunuzun her şeyi yapmasına izin vereceğiniz ve üstüne bir de doğru olmayan davranışları için onu ödüllendireceğiniz anlamına gelmiyor.

Hemen tepki göstermeyin

Ebevenyler çocuklarına, yanlış bir şey yaptıklarında mutlaka uygun bir dille söylemeliler. Ancak yolunda gitmeyen şeyler için büyük hayalkırıklıkları yaşamak için henüz erken. Anne – babaların, çocuklarının davranışlarının bir suç değil de, bir gelişme safhası olduğunu bilmeleri onları rahatlatır. Her çocuk doğru davranmak ister. Hiçbir şey onun için anne – babası tarafından kabul görmek kadar önemli değildir. Tüm davranışlarını onları mutlu etmeye ve takdir almaya odaklar. Tabii buna karşılık onların hoşuna gitmeyecek her türlü eylemi de sakınır. Elbette bunların terbiyeli olmakla hiç ilgisi yok. Çünkü bu yaştaki çocukların davranışlarında henüz bir anlam mevcut değildir. Gelişim döneminin onlara getirdikleri çerçevesinde hareket ederler. Dünyaya karşı sınırsız bir merak içinde, elleri ile onu tanımak, ağızları ile onu kavramak isterler. İstenmeyen bir davranışın sonucunda gelen bir şaplağa veya başka bir cezaya karşı çocukta, davranışları ile annesinin elini bağdaştıran bir korku gelişir. Sonuç olarak, çocuk istenildiği gibi davranır! Ama onu anlayışla karşıladığınızı ve davranışını anladığınızı bu şekilde öğretemezsiniz.

Sizi örnek alırlar

İlk etapta anne – babanın oluşturduğu örnek, çocukların duygu ve düşüncelerini geliştiriyor. Otobüste giderken engelli bir kadının bindiğini görüp sizden yer istemediği halde yerinizden kalkıyorsanız, kişiliğinizi ortaya koymuş olursunuz. Bu davranış çocuğunuzun ileride yaşam biçimini belirlemesinde yardımcı olur. Elbette onun örnek alacağı tek insan siz değilsiniz, ama ilk yıllarında en önemli kişi siz olacaksınız. Düşünceleriniz ve davranışlarınız çocuğunuz tarafından özümsenir ve onda gelişir. Burada önemli olan ne kadar mükemmel olduğunuz değil, çocuğunuzun sizi gördüğü dünyada ne kadar dürüst ve tutarlı olduğunuzdur. İşte bu da onun görüp daha sonra benimseyeceği temel davranış biçimidir.

En iyi kriter sizsiziniz

İlk yıllarda, düşündükleriniz ve hissettikleriniz çocuklarınız için yol gösterici olacaktır. Çocukların çok hassas antenlere sahip olduklarını unutmayın: Söylediklerinizle, demek istedikleriniz uyuşmadığında bunu kolayca anlayabilirler.

Çocuğunuzu toz pembe bir gözlükle görmeye çalışın. Onun güzel yanlarına odaklanın, yolunda gitmeyen davranışlarını görmemeye çalışın. Sık sık ona, onu olduğu gibi sevdiğinizi ve kabul ettiğinizi gösterin. Manevi değerlerin temelini oluşturmak için, ona ilk yaşam yıllarında anlayış ve güven gösterin ve onu sınırsız sevin.

Ona yetişkinlerin değerler sistemine alışabilmesi için zaman tanıyın. Çocuğunuzu sevdiğiniz ve dikkate aldığınız takdirde sizin davranışınızı örnek alacaktır. Onu döverek veya başka türlü cezalar uygulayarak ancak tam tersini elde edebilirsiniz.

Önemli olan, manevi değerleri günlük yaşamınızda uygulamanız. Bir çocuk, ailesinde kimsenin diğerinin sözünü bölmediğini ve yanlış davranışların alay konusu olmayacağını görürse bu yaklaşımı benimser.

Büyüdükçe çocuklar arkadaşlarından ve televizyondan da etkilenmeye başlar. Öğrendiği bazı davranış şekilleri sizin vermek istediklerinizle örtüşmeyecektir. Bundan dolayı bu tarz faktörlerin etkilerini azaltmaya çalışın.