Derya Köse Kişisel Blog
Ekim 4th, 2006 at 11:48 pm
Posted by deryakose in Nikah

Şurası muhakkaktır ki; Allahû Teâla (cc) insanları belirli bir fıtrat üzere yaratmıştır. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de: “O halde (Habibim) sen yüzünü muvahhid olarak, Allah’ın o fıtratına çevir ki, o insanları bunun üzerine yaratmıştır. Allah’ın yaratışına (hiçbir şey) bedel olamaz. Bu dimdik ayakta duran bir dindir. Fakat insanların çoğu bilmezler.”(1) hükmü beyan buyurulmuştur. Bu ayet-i kerime’de geçen “Fıtratûllah”; bütün insanlar için aynıdır. Erkek ve kadın, belirli bir yaştan (bulûğa erme) itibaren birbirlerine karşı ilgi duyarlar. Bu ilgi normaldir ve insan fıtratının tabii bir sonucudur. Neslin devamı ve dünyanın insan eliyle imarı, bu ilgiye bağlıdır. Kat’i nass’larla sabittir ki, erkeklerin ihtirasla bağlı oldukları şeylerin başında “Kadın” gelir.(2) İslâm dini; erkek ve kadın arasındaki sevgiyi değil, sevgiyi bahane edip, şer’i şerifin hudutlarını aşmayı haram kılmıştır.(3) Ayrıca birbirlerine karşı sevgi duyan erkek ve kadın’ın nikâhla biraraya getirilmesinin önemi üzerinde durmuştur. Nitekim: “Birbirini sevenler için nikâh kadar uygun birşey yoktur”(4) Hadis-i Şerifi, meseleyi kavramamızı kolaylaştırmaktadır.
1083 İslâm uleması; erkek ve kadının birbirlerine karşı duyduğu şiddetli temayülü esas alarak: “Şehvet’in kulağı yoktur. Mücerred ahlaki nasihatlerle ve uhrevi terhib ve tergiblerle mesele çözülemez. Dolayısıyla evlenmeleri kolaylaştırmak şarttır.” hükmünde ittifak etmiştir. Resûl-i Ekrem (sav): “Size dini ve ahlakı hoşunuza giden bir erkek müracaat edecek olursa derhal evlendirin (Kızınızı verin). Aksi halde yeryüzünde fitne ve çok tehlikeli bir fesad çıkar”(5) buyurmuştur. Erkeklerin en zayıf bulunduğu husus; kadına karşı olan zaafıdır. Kur’an-ı Kerim’de “İnsan zayıf yaratılmıştır”(6) hükmü beyan buyurulmuştur. İbn-i Kesir, bu ayeti-i kerime’nin tefsirinde; erkeklerin zayıf olduğu konuların başında kadınların geldiğini ve sahabe-i kiram’ın (bu ayet-i kerime’nin tefsirinde) buna ağırlık verdiklerini izah eder.(7)
1084 Resûl-i Ekrem (sav)’in: “Kim sakalları ve bacakları arasında bulunanlar (ağzı ve ferci) hususunda bana garanti verirse, ben de ona cennet hususunda garanti veririm”(8) buyurduğu bilinmektedir. Yine bir başka hadis-i şerif”te “insanları en ziyade ateşe (Cehennem’e) sürükleyen şey, ağızları ve fercleridir.”(9) hükmü beyan buyurulmuştur. İslâm toplumunda en önemli konulardan birisi “Cinsi terbiye’dir”. Ancak şurası unutulmamalıdır ki, cinsi terbiye sadece “Nasihatla” olmaz. Resûl-i Ekrem (sav)’in: “Kimin bir çocuğu olursa güzel bir isim koysun ve en güzel şekilde terbiye etsin!.. Bülûğa erince de derhal evlendirsin. Bülûğa erdiği halde evlendirmez ve o bir günah işleyecek olursa, bundan hasıl olacak günah bababaya da terettüp eder”(10) buyurduğu bilinmektedir. Dolayısıyla çocuk bülûğa erince derhal evlendirmek, en iyi terbiye usulüdür. Vakti giren namaz ve hazır bekleyen cenaze nasıl tehir edilmeyip; derhal icabına bakılıyorsa, evlenme hususunda aynı titizlik gösterilmelidir.
1085 Dürrü’l Muhtar’da: “Bizim için hiçbir ibadet yoktur ki, Hz. Adem devrinden bugüne kadar meşru olsun, Cennet’te de devam etsin!… Bundan yalnız iman ile nikâh müstesnadır. Nikâh fûkahaya göre kasten milk-i müt’a ifade eden bir akittir. Yani erkeğin, şer’an nikâhına mani bulunmayan bir kadından istifade etmesini helal kılan bir akittir.” hükmü kayıtlıdır. İbn-i Abidin bu metni şerhederken şunları kaydeder: “Çünkü nikâh bir vecihle ibadet, bir vecihle muameledir. Nikâhla cihadın her ikisi, Müslümanın ve İslâm’ın vücut bulmasına sebep olmakta müşterek iseler de, musannif nikâhı evvel zikretmiştir. Çünkü müslüman ferdlerin nikâhla çoğalması, harple (Cihad’la) çoğalmasından kat kat fazladır.”(11) Resûl-i Ekrem (sav)’in: “Nikâh benim sünnetimdir. Kim benim sünnetimi yerine getirmezse benden değildir. Zira ben diğer ümmetlere karşı sizin çokluğunuzla iftihar edeceğim.”(12) Hadis-i Şerifi; evlenme hususunda ne kadar titizlik gösterilmesinin gerektiğini beyan etmektedir. İbn-i Hümam: “Sırf ibadetlerle meşgul olmak için evlenmeyi terketmekten ise, evlenip evlâd-û ıyal ile meşgul olmak daha efdaldir”(13) hükmünü zikretmektedir. İbn-i Abidin: “Hatta ûlema “Nikâhla meşgul olma, nafile ibadetlere kendini vermekten efdaldir” demişlerdir. Yani nikâhla ve nikâhın şamil olduğu nefsi haramdan korumak ve çocuk terbiyesiyle meşgul olmak, nafile ibadetten hayırlıdır demek istiyor”(14) buyurmaktadır.
1086 Molla Hüsrev: “Muhit sahibi ve ona tabi olan Kafi sahibi ve diğer muhakkik ûlema “Nikâh’ın lûgat manasının” zam ve cem (Eklemek ve bir araya toplamak) olduğunu beyan etmiştir”(15) hükmünü zikrediyor. İslâmŒ ıstılâhta; Şer’an nikâhlanmalarına bir mani bulunmayan bir erkekle, bir kadının bir birlerinden istifade etmek arzusuyla yaptıkları akide nikâh denir”(16) tarifi esas alınmıştır.


Ekim 4th, 2006 at 11:44 pm
Posted by deryakose in Nikah

Fetava-ı Hindiyye’de: “Nikâhın rüknü, icab ve kabûlden ibarettir. Kafide de böyledir. İcab, hangi taraftan olursa olsun (Erkek veya kadın) önce birisinin “Aldım” veya “Vardım” diye bir söz söylemesidir. Kabul ise bu sözün müsbet olan cevabıdır, İnaye’de de böyledir”(22) hükmü kayıtlıdır. Hanefi fûkahası: “Nikâh, icâb ve kabul ile akdedilir. Bu icâb ve kabul mazi sigasıyla ifade edilen veya biri mazi, diğeri muzari sigasıyla ifade edilen iki lafızla olur”(23) hükmünde müttefiktir. Mesela: “Seni zevc veya zevce olarak aldım” gibi!.. Veya “Kendini bana nikâh et” sözüne karşılık, diğeri “Nikâhladım”, “Seni zevce olarak aldım” derse, akid sahih olur.